Bağlamaya adanmış bir yaşam...

Biyografi

1949 yılında Bilecik’te doğan Zeki Adsız, bağlama ile erken yaşlarda tanışır ve sekiz yaşında çalmaya başlar. Daha sonra İstanbul’da öğrenimini sürdürdüğü dönemlerde İstanbul Belediye Konservatuarına girer. Burada yaklaşık iki yıl süren eğitiminin ardından, Adnan Ataman’ın yönettiği Folklor Tatbikat Topluluğu’na saz sanatçısı olarak davet edilir. Bu toplulukla çalışmalarını sekiz yıl kadro dışından sürdüren Zeki Adsız, askerlik görevini tamamlamasının ardından, 1974 yılında kadrolu saz sanatçısı olarak görev almaya başlar. Bağlama çalışındaki ustalıkla dikkatleri üzerine çeker ve Folklor Tatbikat Topluluğu’nda geçen uzun yıllar boyunca, Adnan Ataman, Hamdi Özbay, Yücel Paşmakçı, Tuncer İnan gibi değerli sanatçılarla bir arada çalışma fırsatı bulur. Bağlama sınavı açılmadığı için 1981 yılında TRT İstanbul Radyosu’nun açmış olduğu tar sanatçılığı sınavına çok kısa sürede hazırlanır ve kazanır. Bu başarının ardından tar sanatçısı olarak TRT’de sürekli görev yapmaya başlar. Bir süre sonra da kurum içi sınavda başarı göstererek tar ve bağlamayı birlikte çalma hakkı elde eder. İstanbul Belediye Konservatuarı’nın 1982 yılında İstanbul Üniversitesi’ne bağlanmasının ve adının İstanbul Devlet Konservatuarı olmasının ardından burada sanatçı ve eğitimci olarak hizmet vermeye başlar. 1989 yılında konservatuardan, kendi isteğiyle emekliye ayrılır.

Sazımla Anadolu, Sazımla Anadolu 1 ve Zeybekler adıyla hazırladığı enstrümantal, yönetmenliğini yaptığı ve arkadaşlarıyla icrasında da yer aldığı Bağlama Takımı gibi albümlerle halk ezgilerinin doğru icrasına yönelik önemli adımlar atan Zeki Adsız, kurumsal katkılarının dışında sanat dünyasına yaptığı hizmetlerle de müzik piyasasının en saygın isimlerinden biri olur. Ünlü birçok sanatçının yüzlerce albümünde sanatını icra etmekle kalmayıp; repertuar seçiciliği ve müzik yönetmenliklerini de üstlenir. Hatta bazı albümlerin bazı parçalarında saz orkestrasının tümünü kendisi çalarak sadece dinleyenler için değil, konunun uzmanı akademisyen ve sanatçılar için bile inanılması güç işlere imza atar. Örneğin bunlardan biri Selda Bağcan tarafından seslendirilen Unutursun Mihribanım eseridir ve bu çalışmadaki on iki ayrı nitelikte ve nota dizimindeki bağlama icralarının tümü Zeki Adsız'a aittir.

Zeki Adsız yıllarca içinde bulunduğu TRT bünyesinde “Bengi” ve “Yurttan Sesler” gibi programlarda yer alır. Yaşamını adadığı ve emek verdiği halk ezgilerini, bağlamanın tellerinden gönüllere ulaştırırken sahip olduğu disiplin ve özeni hiç yitirmez ve tüm yaşamını halk müziğine verdiği emekle, onu tanıyan herkes için bir kat daha değerli kılar. Doğru bildiği şeylerin kaynağı hem alaylı hem de okullu olması nedeniyle bir yönüyle söz konusu kültürün kalbi olan Anadolu, diğer yandan ise akademik birikimidir. Sözün özü 2015 yılının Şubat ayında yitirdiğimiz Sarı Zeki, müzik dünyası için yeri kolay doldurulamaz bir bağlama virtüözü ve saygın bir isimdir.

Zeki Adsız; yaşamının son dönemlerine kadar konserler, televizyon programları, gönüllü eğitimleri gibi alanlarda, gerek icracı gerekse yönetmen olarak birçok belediyenin kurumsal etkinliğinde halk müziğine yönelik titiz çalışmalarını sürdürmüştür. Artık onun elinden çıkan ve eğitiminden geçmiş kişilerce icra edilen her ezgi, türkü severlere bir armağan olarak Zeki Adsız adını unutulmaz kılacaktır.

Çalışmalarından Örnekler

Zeki Adsız’ın Anadolu Halk Müziği için yaptığı tüm çalışmaları buradan aktarmanın olanağı yok. İcralarının yanı sıra birçok sanatçının albümlerinde müzik yönetmenliği ve repertuar düzenlemesi de yapmış, televizyon kanallarında yer alan programlarda sanatını icra etmiştir. Yetiştirdiği ve bir anlamda el verdiği tanınan birçok öğrencisi olmuştur.

Bulunabilir albümleri

Zeybekler, Kalite Plak

Sazımla Anadolu, Kalite Plak

Sazımla Anadolu 1, Kalite Plak

Bağlama Takımı, Kalite Plak

Bazı Videoları

Şekeroğlan

Kadıoğlu Zeybeği

Haydar

Türkistan Oyun Havası

Konya Divanı

Gitme Bülbül

Kızılhisar Zeybeği (Arabamın Atları)

Terekeme

Boğma Oyun Havası

Kurs Ortamından 1

Kurs Ortamından 2

Saz yapım ustası Servet Yılmaz ile

Divan sazı üzerine kritikler

Gönlümüzce

Kadıoğlu Zeybeği

Bağlama Hakkında

Anadolu Halk Müziği'nin en önemli enstrümanlarından biri olan bağlama, telli tezeneli sazlar sınıfındandır. Bağlama; bir yandan boyutlarına göre değişen bir saz ailesinin ismi, öte yandan bu aileden belli bir boyda olanın adıdır. Ayrıca bağlama için; tel sayısına göre (ikitelli, üçtelli, onikitelli gibi), boy ve akorduna göre (cura, bağlama, tambura gibi) ya da mekansal özelliklerine göre (divan sazı, meydan sazı gibi) çeşitli isimlendirmeler yapılabilmektedir. Tarihsel süreçte bağlamanın; sözlü kültür geleneği içinde önce M.Ö. 3000-2000 yılları arasında Anadolu ve Mezopotamya uygarlıklarında luth adı ile ortaya çıktığı ve Orta Asya’daki Türk boylarında kopuz adı ile gelişerek, oradan yine Anadolu’ya aktarılıp; gündelik hayat, kültür ve geleneği içinde doğal olarak gelişen ve şimdiki hali olan bağlama haline geldiği görülmektedir. Örneğin Hitit Karkamış kabartmalarında püskülüne varıncaya kadar günümüz bağlamasını betimleyen kabartmalar söz konusudur. Bu anlamda ve günümüz tarihsel birikimiyle bugünkü bağlama için, hem Anadolu’nun luthu hem de Orta Asya’nın kopuzunun bir bileşimi demek doğru olacaktır. Ancak arkeolojik verilere dayanan bu bilgiler yeni buluntuların açacağı yeni tartışmalar nedeniyle elbette kat’i bir kesinlik taşımamaktadır.

Anadolu Halk Müziğinde, yöresine has çalınış ve söyleyiş biçimlerine “tavır” denilmektedir. Tavır, bağlama açısından tezenenin kullanılış biçimlerini ifade eder ve taklit ya da benimseme yoluyla yaygınlaşır. Zaman içinde kalıplaşan ve her biri kendi tezene hareketini oluşturan çeşitli isimlerle anılan tavır, icraya kulak verenler açısından ritmik yapının güçlü olması, duyumsamaya dönük doygunluk sağlaması bakımından oldukça önemlidir. Geleneksel ve kültürel bir başka özelliği ise, çıktığı yörenin duygusunu tam anlamıyla ifade ediyor oluşudur. Örneğin doğru tavır ile çalınmış bir zeybek, insanda kalkıp zeybek oynama ve duygularını hareketlerle ifade etme güdüsünü açığa çıkarır.

Anadolu Halk Müziği içinde “tavır” her ne kadar yöresel bir otantisite taşısa da, bu konuya eğilmiş, gönül vermiş değerli sanatçılarla ulusallaştırılmıştır. Bu tutum, yozlaşmanın da önüne geçileceği düşünülerek oldukça önemsenmiştir. Bu anlamda Anadolu Halk Müziği’ne ve özelde “tavır” kavramının önemine sahip çıkmış ve onu kendinden sonra gelenlere aktarmayı kültürel bir misyon olarak görmüş anlayıştan gelen değerli sanatçılar; Muzaffer Sarısözen, Nida Tüfekçi, Neşet Ertaş, Zeki Adsız, Mehmet Erenler, Yavuz Top, Arif Sağ, Talip Özkan, Musa Eroğlu, Tuncer İnan, Yücel Paşmakçı, Hamdi Özbay gibi isimlerdir.

Günümüzde tavırların rağbet görmediği, icraların tek telde yapıldığı gözlenmektedir. “kısa sap” denilen bir bağlama türünün de buna eklenmesi piyasa tarzı denilen kültürel bozuluma yol açmıştır. Ayrıca parmak şelpe tekniklerinin ön plana çıkması da gözlenen bir başka gerçekliktir. Hâlbuki; tek tel çalma, kısa sap ve parmak şelpe teknikleri, “tavır” kavramının yerine geçemez ve geçmemelidir. Bunları tavır tekniklerinin yerine koymak ve tavrı terk etme eğilimi yerine, “tavır”ın yanına ek olarak koymak bir zenginlik ifade edecektir. Bu tür, teknik ve yöntemler elbette önemsiz değildir. Fakat tavırların yerine değil yanına gelmiş olmalıdır. Ne var ki, bunun önemini kavramış ve benimsemiş sanatçılar artık oldukça azalmıştır.

Diğer değerli ve yukarıda bazıları anılmış üstatlar gibi Zeki Adsız da, bu süreç ve düşüncelerin en önemli temsilcilerinden biri olmuştur. Dersleri ve sohbetlerinde bu konuların öneminin üzerine ısrarla değinmiş ve benimsetmeye çalışmıştır. Yaşamı boyunca öğrencilerine ve dostlarına, kendisinin bir kültür aktarıcısı olduğunu ifade ederek şöyle demiştir: “Bu enstrümanda milyonlarca güzel ama bir o kadar da kötü ses var. Elinizi tavır icrasında ne kadar yetkinleştirirseniz, o kadar güzel sesleri yakalar, çirkinleri bertaraf edersiniz. Ya tavırla ustalaşıp gerçek ve doğru bir bağlama icrası yapın ya da bağlamayı bırakıp başka şeylere yönelin, çünkü bu hayatta bağlama dışında da yapılacak güzel şeyler var, yanlış yapıp Halk Müziğine zarar vermeyin.”

Bağlama